Biyografi

Cabir Bin Hayyan Kimdir? Cabir Bin Hayyan Kısa Hayatı

Cabir Bin Hayyan Kimdir? Cabir Bin Hayyan Kısa Hayatı, güncel bilgiler bölümümüzde Cabir Bin Hayyan Kimdir? Cabir Bin Hayyan Kısa Hayatı başlığı altında detaylı bilgiler vermek istedik. Cabir Bin Hayyan Kimdir? Cabir Bin Hayyan Kısa Hayatı haberimizin detayları..

Cabir Bin Hayyan Kimdir? Cabir Bin Hayyan Kısa Hayatı

Cabir Bin Hayyan Kimdir?

Cabir bin hayyan kimdir, ile ilgili hazırlamış olduğumuz cabir bin hayyat kısaca hayatı ve biyografisi konumuza hoş geldiniz. İçeriğimiz de, Cabir bin hayyanın eserleri, çalışmaları, hangi alanda çalışmalar yaptığı ile ilgili kapsamlı bilgi bulunmaktadır.

İçindekiler

  • 1 Cabir Bin Hayyan Kimdir?

    • 1.1 Cabir Bin Hayyan ve Atom Hakkında
    • 1.2 Maddenin Sınıflandırılması
    • 1.3 İlk Kimya Laboratuvarını Kuran Kişi

      • 1.3.1 Bilim Adamlarının Hayyan İle İlgili Görüşlerinden

Cabir Bin Hayyan Kimdir?

Aslen Türk olduğu söylenen Cabir bin Hayyan, Horasan’ın başkenti olan Tus’da doğdu. Küçük yaşta iken ailesiyle birlikte Kufe şehrine yerleşti. Sonraki zamanlarda Abbasi Halifesi Harun el-Reşid’in sarayında yaşayan Hayyan, Ortaçağ, kimyasının en büyük ismi olarak tanınmıştır. Emevi veliahtı Halit Bin Yezid ve Cafer-i Sadık’tan dersler almış ve onların yanında çalışma olanağı bulmuştur.

Tıp dahil bütün müsbet ilimleri öğrenen Hayyan, vezir Cafer el-Bermeki’den himaye görmüş ve fen ilmini İslami ilimlerle birlikte okumuştur. Bunun dışında tıp, astronomi, fizik, kimya ve zamanının diğer bilim dallarında da eğitim almıştır. Temel din ilimlerini öğrenen ünlü alim, bilimsel çalışmalarını yaparken kendine özgü yöntemler geliştirmiştir. Kendisi kısa süre içinde büyük başarılar gösterince Abbasi Halifesi .Harun el-Reşit onu Harran Üniversitenin fizik-kimya profesörlüğüne atamıştır. Çok kısa bir süre sonunda da üniversitenin rektörlüğüne (reisül müderrisin) getirmiştir.

Bin Hayyan, o çağlarda çok popüler olan simyanın bir fen ilmi olmadığını ispat edip, ondan ayrı olarak tecrübeye, analize ve matematiğe dayalı kimya ilmini kurmuş böylelikle bugünkü modern kimyanın temellerini atmıştır. Batı bilim dünyasında (Geber) ismi ile bilinen ve en fazla tanınan Müslüman ilim adamlarından birisi olan Cabir bin Hayyan, Batı bilim dünyasında ortak bir kanaatle ‘kimyanın babası, kurucusu’ olarak kabul edilir. Nitekim kimya kelimesinin İngilizce karşılığı olan (alchemy) kelimesi de, Cabir bin Hayyan’ın çalışmalarının neticesi olarak Arapça (al-Kimiya) kelimesinden türemiştir.

Cabir Bin Hayyan ve Atom Hakkında

Kendisinden ortalama bin yıl sonra gelecek Enrico Fermi ve Einstein gibi bir çok ünlü Avrupalı bilim adamının, üzerinde senelerca kafa yordukları atom ve yapısı ile ilgili daha o zamandan çalışmalara başlamış olan Cabir bin Hayyan, atomun parçalanabileceğini kitaplarında uzun uzun anlatmıştır. Bu nedenledir ki Hayyan atom bombası düşüncesinin de ilk mucidi olarak anılır. Bu hususta Hayyan şunları söylemiştir.

Maddenin en ufak parçası olan ‘cüzü la yetecezza’ (atom)’da yoğun bir enerji mevcuttur. Yunan bilginlerinin iddia ettiği gibi bunun parçalanamayacağı söylenemez. O da parçalanabilir. Parçalanınca da öylesine bir güç (enerji) meydana gelir ki, Bağdat’ın altını üstüne getirebilir. Bu, Allahü Teala’nın kudret nişanıdır.

Cabir bin Hayyan, maddelerin atomik yapısını gösteren tespitler yaparak, reaksiyonlarda belirli kütlelerin belirli kütlelerle reaksiyona girdiğini söylemiştir. Hayyan’a göre altının gümüşten renk ve ağırlıktan başka bir farkı yoktur. Bu iki özelliğin ise değiştirilmesi olabilecekdür. Bunun yolunun ise her iki cismi teşkil eden atomların kontrol altında parçalanıp değerlerinin değişmesiyle yer alacağını belirtmektedir ki, günümüz modern kimyasında da bu gerçek artık kabul edilmiştir.

Cabir Bin Hayyan Çalışmaları

Bitkilerden elde edilen bir boya ile derinin nasıl boyanacağını ortaya koyan Hayyan, ateşte yanmayan kağıt imalini gerçekleştirmiştir. Madenleri, o zamana kadar bilinen basit eritme metotları yerine, bizzat ürettiği nitrik asit, sülfirik asit ve altın eritme suyunun yardımıyla eritme metotlarını geliştirmiştir. İlk kez imbik yapmış, çeşitli metallerin kullanılır hale getirilmesi, Çeliğin geliştirilmesi, su geçirmez kumaşların verniklenmesi, paslanmanın önlenmesi, altın yaldızlı süsleme, boyaların ve yağların tespiti gibi alanlarda bir çok buluş gerçekleştirmiştir.

Saf kibrit tuzları (vitriol), sap, alkali, nişadır tuzu (salammoniac, amonyum klorhidrat) ve güherçilenin (saltpedre) elde edilmesi, kükürt ve alkaliyi ısıtarak kükürt süt imali, kurşun asetat, tamamen saf civa oksit ve süblime etme, ham sülfrik ve nitrik asitler ve bunların karışımının hazırlanması, tuz ruhu ve kezzap suyunu karıştırarak altın eritmede kullanılacak ‘aguaregia’ adı verilen özel bir sıvı yapması da onun çalışmalarından bazı örneklerdir. Bunlardan, günümüzde kullanılan bir çok temel ihtiyaç maddelerinin yapımında faydalanılmaktadır.

Optik kanunların keşfi ve mercekler teorisi bile Cabir’e dayanmaktadır.  O iç bükey aynalar vasıtasıyla güneş ışınlarını bir yere toplayıp uzak mesafelerden ağaçları tutuşturmayı ve bir kaptaki suyu kaynatmayı başarmıştır. Ayrıca, güneş enerjisinden yararlanma yöntemini de dünya medeniyetine Cabir bin Hayyan’ın kazandırdığı söylenmektedir.

Maddenin Sınıflandırılması

Cabir bin Hayyan maddeleri üçe ayırmıştır:

1) Ateş yahut sıcaklıkla hemen buharlaşabilenler: Bu gruba giren maddeleri sülfür, arsenik, civa, amonyak, kafur olmak üzere beşe ayırdı.

2) Çekiçle dövülebilen, göz alıcılık özelliği olan ve ses çıkaran cisimler: Bu gruba giren metalik cisimleri kendi içinde kalay, kurşun, demir, bakır, gümüş, altın olmak üzere altıya ayırdı.

3) Ne çekiçle dövülebilen ne de toz haline dönüştürülebilen cisimler.

Bunun dışında kimyanın geniş bir uygulama alanı olan, arıtma hususunda ilk emsallari de kendisi görülmektedirmıştır. Arıtma yollarından oksitleme, süblinasyon, damıtma, çökeltme, ergitme, ve kristalleştirmeyle alakalı işlemleri uygulamalarıyla açıklamıştır. Kükürt ile civanın karıştırılması sonucu kırmızı bir taşın (zencefre) oluştuğunu bulmuştur. Sirke ile asetik asit elde etmeyi de o keşfetmiştir.

İlk Kimya Laboratuvarını Kuran Kişi

En mühim vasfı deneycilik olan Cabir bin Hayyan, kimya filminin hem teorik hem de deneysel alanında büyük mesafe katetmesine vesile olmuştur. Dünyada ilk kimya laboratuvarını kuran bilim adamı olarak tarihe geçmiştir. Ölümünden iki asır sonra Kufe’de bir caddenin yeni baştan açılması sırasında, kullandığı laboratuar görülmektedirılmıştır.

Cabir bin Hayyan hiçbir zaman deney yoluyla elde edilecek bilgi ve prensiplerin kesin ve değişmez olduğu iddiasında olmamıştır. Aksine modern bilim çalışmalarında olduğu gibi bunların zanni ve ihtimali bilgiler olduğunu belirtmiştir. Onun metodunun esasını ‘mazbut müşahede ve sağlam tecrübe’ teşkil etmekteydi. O bu metodu ile, hayal ve kuru faraziyelerle oyalanmamış gerçek anlamda bilimsel çalışmalar ortaya koyarak kimya tarihinde çığır açmıştır.

Cabir bin Hayyan bunun yanı sıra, İslam dünyasının ileri gelen simyacılarındandır. Ortaya koymuş olduğu civa, kükürt kuramı hemen hemen bütün simyacılar aracılığıyla genel kabul görmüş ve 17. yüzyılın son senelerına kadar varlığını sürdürmüştür.

Cabir’e göre topraklı duman ve sulu buhar olmak üzere iki türlü metal bileşimi bulunmaktadır. Çıkan bu buharların toprağın iç kısımlarında yoğunlaşması kükürt ve civanın oluşumuna yol açarken, civa ve kükürt de birleşerek metallerin oluşumuna yol açmaktadır. Cabir’in bu teorisine göre metaller, kükürt ve civanın topraklar içinde birleşmesiyle meydana gelir.

Metallerin farklı olmasının nedenleri ise, kükürt ve civanın daima saf olmaması ve her zaman aynı miktarda birleşmemeleridir. Şayet civa ve kükürt müthiş derecede saf olurlar ve aynı biçimde tam anlamıyla en doğal dengede birleşirlerse o zaman elde edilen  madde en müthiş madde, yani altın olacaktır.

Saflıktaki noksanlıkler ve özellikle miktardaki hatalar gümüş, kurşun, demir, kalay yahut bakır oluşumuyla sonuçlanacaktır. Lakin noksan metaller esasen altın gibi aynı bileşimlerden oluştuklarından, bunların uygun işlemlerle düzeltilebilmesi olasıdır. Bu tür bir işlem iksirler ile yapılabilir.

Bilim Adamlarının Hayyan İle İlgili Görüşlerinden

Amerikalı bilim tarihçisi George Sarton onu ‘Ortaçağların İlimler Ansiklopedisi’ olarak değerlendirmekte, şöhret ve tesirinin 17. yüzyıla kadar devam etmiş olduğunu belirtmektedir. Gerçekten 17. yüzyıla gelinceye kadar kimya ilimleri alanında onun düzeysine kimse çıkamamış, kimse onu gölgede bırakamamıştır. Doğu ve batı bilim dünyasında ona denk ve onu aşan bir kimyacı yetişmemiştir.

Kimya tarihçisi Leclerc de ‘Histoire de la Medicine Arabe’ adil eserinde Cabir bin Hayyan’ı ortaçağların tartışmasız en büyük alimi, bilim otoritesi ve sahip olduğu derinlik ile benzeri olmayan bir üstad, metodu ile yol gösterici olması yönünden büyük bir bilim teşvikçisi ve nihayet modern kimyanın kurucusu ve tamamlayıcısı olarak değerlendirmektedir.

Ünlü Fransız bilim tarihçisi M Berthelot,  Ortaçağlarda Kimya Tarihi’ adlı eserinde şöyle demektedir: Aristo’nun mantık ilmindeki yeri neyse, Cabir bin Hayyan in kimya ilmindeki yeri de odur Aristo, mantığın kurucu ve üstadı olarak kabul edildiği gibi, Cabir bin Hayyan da kimyanın kurucusu ve üstadıdır.

Bacon (1214-1291) ünlü alimden hayranlıkla söz ederken, kimya biliminde açtığı çığırın, Priestley (1733-1804) ve Lavoisier’in (1743-1794) açtıkları çığırdan daha mühim olduğu diğer bilim adamlarının adamlarının da ittifakıyla kabul edilmiştir. Fransız Doğu bilimleri uzmanı Catdonne (1720-1783) ise Cabir bin Hayyan’ı dünyanın 12 büyük dahisinden biri olarak tanımlamıştır.

Ünlü tıp tarihçisi ve göz doktoru Max Meyerhof (1884-1951) Cabir Bin Hayyan’ın kimya biliminde, buharlaştırma (evaporation), süzme (filteration), tasviye etme (sublimation), eritme (melting), damıtma (distallation) ve billurlaştırma (cristallization) metotlarını keşfederek uygulamaya koyduğunu ifade etmiştir. Modern kimyanın babası sayılan bu büyük Müslüman alimden, Razi ve İbn-i Sina gibi büyük bilginler ‘Üstatlar üstadı, diye söz etmektedirler. İslam aleminde Ebu Bekir Razi, İbn-i Sina, Mesleme el-Macriti, Farabi ve daha bir çok bilgin Hayyan’ın eserleri ile yetişmişlerdir.

Modern araştırmacılar ise ünlü bilim adamı ile ilgili şöyle demektedirler. Eğer Cabir bin Hayyan, çağımız teknolojisini tercih ederek ayrıl eserleri yazsaydı, modem sonuçlara ulaşırdı. Çünkü o tümevarım metodunu kullanıyordu. Yani maddenin en ufak parçasından araştırmaya başlayarak istediğine ulaşıyordu. Bunun yanında dış gözlemlerinde tümdengelim metodundan da yararlandı. Yani maddenin tabi halinden en ufak parçasına kadar inceleyerek sonuca vardı. Francis Bacon, bu metodu onun eserlerinden öğrenmiş, Descartes ise onu taklit etmiştir.

Cabir Bin Hayyan’ın Eserleri

Cabir bin Hayyan yalnızca kimya değil tıp, astronomi, mantık, felsefe, fizik, mekanik gibi bilim dallarında da çalışmalar yaparak bunlarla alakalı eserler vermiştir. Cabir bin Hayyan’ın başta kimya olmak üzere tıp, fizik, astronomi, felsefe alanında ortalama 200-500 arası eser kaleme aldığı bilinmektedir. Lakin bu eserlerin birçoğu sonradan kaybolmuştur, yalnızca 27 tanesi Latince ve Almanca olarak Nürnberg, Frankfurt ve Strazburg’ta 1473-1710 senelerı içinde basılmıştır.

Hayyan, eserlerinin hazırlanmasında farklı metodlar kullanmıştır. Mesela bazı eserlerinde son derece kısa ve özlü bir anlatım şekli takip etmiş, hatta kimilerinde semboller kullanmıştır. Bazı eserlerinde ise ayrıntılı ve uzun anlatımlı bir yol takip etmiştir. Batılı ve Doğulu bir çok bilim adamı onun eserlerinden istifade etmişlerdir. Batılı bilginlerden Galileo, Francis Bacon Newton ve başka bir çokları bu eserlerden ciddi biçimde istifade etmişlerdir.

17 ve 18. yüzyılda, Batı bilim çevrelerinde yaşanan bir çok ilmi buluşun oluşmasında, onun eserlerinin büyük etkisi görülmüştür. Özellikle bugün kimya biliminde var olan bir çok orijinal metotlar ve terimler, aşağı yukarı bütünüyle ona ait yahut onun fikirlerinden kaynak alınarak oluşturulmuşlardır.

Cabir bin Hayyan tıp, astronomi, mantık, felsefe, fizik, mekanik gibi ilim dallarında da çalışmalar yaparak bunlarla alakalı eserler görülmektedirmıştır. Usturlap adı verilen ve gök cisimlerinin yüksekliğini ölçmede kullanılan araç ile ilgili yazdığı eseri gören alimler, eserin bin bölümden yaşandığini ve akılları durduracak üstünlükte olduğunu ifade etmişlerdir.

Yazdığı eserlerin, asırlarca İslam medreselerinde okutulması bu eserlerin Endülüs Müslümanlarının aracılığıyla Avrupa’ya geçmesini sağlamıştır. İslam dünyasında ve Avrupa’da kimya filminde, Cabir çağının sonu bir türlü son bulmamıştır. Bunun bunun yanında Avrupa’da bazı kimyagerler ve üniversitelere mensup bilim adamları yazdıkları eserlerin kabul görmesi ve ünlü olmak maksadıyla kendi eserlerini Hayyan’a ithaf ederek ve onun ismini tercih ederek basmışlardır.

Paylaş

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu