Sağlık

Beyin Anevrizması Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Beyin Anevrizması Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?, sağlık bölümümüzde Beyin Anevrizması Nedir? Nasıl Tedavi Edilir? ile alakalı bilgi aktaracağız.. Beyin Anevrizması Nedir? Nasıl Tedavi Edilir? ile merak ettiğiniz tüm yanıtlar makalemizde

Beyin Anevrizması Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Beyin anevrizması nedir? Nasıl tedavi edilir? Gibi soruların cevabını içeren bu sayfa, Fitveform.com ekibi aracılığıyla hazırlanmıştır.

Anevrizma, genelde vücuttaki atardamarlarda ve aort damarlarında , damar duvarının zayıflamasının sonucu olarak yaşanan çıkıntılar ve baloncuklardır. Çıkıntıların yahut baloncukların oluşmasının sebebi, o bölgede damar duvarının zayıflayarak dayanıksız hale gelmesi ve basınçlı akan kanın damarın o bölümünde şişliklere neden olmasıdır. Hatta eğer damar duvarı çok zayıflamışsa toplanan kanın yaptığı basıncın etkisiyle damar yırtılabilir. Her türlü damarda görülebilirse de atardamarlarda görülme sıklığı fazladır .

Anevrizmalar vücudun her bölümünde görülebilir. Buna rağmen karın aortunda ve beyinde görülme ihtimali çok daha yüksekdır. Ayrıca yetişkinlerde görülme sıklığının daha fazla olduğu araştırmalarla sabittir. Anevrizma, içinde hayati tehlike içeren bir hastalık olsa da genelde toplum aracılığıyla çok önemsenmemektedir. Bilhassa beyindeki anevrizmalar , damar yırtılıp beyin kanamasına neden olabileceğinden son derece tehlikelidir. Beyin kanaması geçiren hastaların hemen hemen olarak yüzde 50’sinin yaşamını yitirdiği istatiğini de düşünürsek , kanamaya neden olma olasılığı çok yüksek miktarda olan anevrizmaları da önemsemek gerekiyor.

Beyin anevrizması, beyindeki, duvarı zayıflamış olan damarlarda çıkıntı veya balonlaşma olmasıdır. Beyindeki anevrizmalar , beyini besleyen atardamarların duvarındaki incelme sebebiyle meydana gelir. Beyin anevrizmasının diğer adı serebral anevrizmadır. Eğer söz konusu atardamar çok zayıflarsa yırtılıp beyin kanamasına sebep olabilir. Bu tarz kanamalar kimi durumlarda felce de sebebiyet verebilir. Beyin anevrizmasının patlaması bir araya gelen kanama neticesinde eğer kanama şiddetliyse beyin hasar görebilir yahut daha kötü ihtimalde bu kanama ölüme sebep olabilir. Hangi anevrizmanın ileride kesinlikle patlayacağının tespit edilmesi olabilecek değildir.

Anevrizmalar çoğunlukla ufak boyutlardadır. Genel olarak anevrizmaların boyutları 0,3 cm ile 2,54 cm içinde değişmektedir. Ölçüsü 2,54 cm’den büyük olan anevrizmalar dev anevrizmalar olarak tanımlanmaktadır. Dev anevrizmalar çok tehlikelidir ve iyileştirilmeleri bi hayli zordur. Bu nedenten, anevrizmaların olabilecek olabildiğince erken zamanlarda tespit edilmesi hastanın yaşamını kurtarabilmek yönünden çok mühimdir. Bu alanda yapılan araştırmalara göre serebral anevrizmaların boyutunun yıllık yüzde 0,2-3 içinde arttığı tespit edilmiştir.

Beyinde bulunan anevrizmaların büyük bir çoğunluğu patlamadığı takdirde belirti vermez. Beyin atardamarında anevrizma bulunan fakat halen bundan haberdar olmayan hastalarda anevrizma teşhisi, genelde anevrizma ile ilişkili olmayan başka şikayetler araştırılırken yapılan manyetik rezonans (MR) ve/yahut bilgisayarlı tomografi (BT) ile çekilen görüntüler neticesinde tespit edilir .

Yırtılmamış yahut patlamamış anevrizmalar genelde belirti vermeseler de , bu tarz durumlarda anevrizmanın büyüklüğü de çok önemli bir etkendir. Eğer anevrizma ufak boyutlu ise gerçekten de hiç belirti vermeyebilir. Lakin anevrizma büyük ise ve yırtılmamış ise, etrafındaki beyin dokusuna ve sinirlere baskı yaparak; geniş gözbebeği, göz arkasında ağrı, görme bozuklukları, çift görme , yüzde uyuşma, yüz felci, kuvvetsizlik, göz kapağının düşmesi gibi semptomlar görülebilir.

Şayet eğer anevrizma yırtılıp beyin kanamasına neden olmuşsa , bu halde kanama bulguları daha şiddetli ve/yahut daha farklı olabilir. Beyin kanamasının ilk belirtisi, çok şiddetli baş ağrısıdır. Bu baş ağrısı başka hiçbir baş ağrısına benzemez ve dayanılmaz ağrılara neden olmaktadır. Çok şiddetli baş ağrısı dışında beyin kanaması ek olarak; kusma, bulantı, çift ve bulanık görme, bilinç kaybı, nöbet, ışığa karşı hassaslık gibi başka semptomlar da görülebilir.

Beyin atardamarlarının duvarlarının zayıflayıp anevrizmaya yol açmasına neden olan bir çok neden mevcuttur. Beyin anevrizmalarının kadınlarda erkeklere kıyasla görülme sıklığı daha fazladır. Ayrıca beyin anevrizmalarının erişkinlerde görülme olasılığı daha çoktur. Anevrizmaya neden olan nedenlerin başından yüksek tansiyon gelir. Yüksek tansiyon hem yeni anevrizmaların oluşmasına sebep olabilir hem de önceden bir araya gelen anevrizmaların durumunu kötüleştirip kanamalarına da sebep olabilir. Çok fazla sigara içmek, çok fazla sigara dumanı olan yerlerde bulunmak , yoğun ve ağır alkol tüketmek, kokain başta olmak üzere genelde uyuşturucu bağımlılığı beyinde anevrizma oluşma olasılığını yüksek derecede yükseltmektadır. Bazı anevrizmaların ise kafa travmaları sonucu yahut bazı kan enfeksiyonlarının neticesinden oluşması da olabilecekdür.

Serebral anevrizmanın başka bir tetikleyicisi ise, kan damarlarının zayıflamasına neden olan, kalıtsal bir bozukluk olan Ehlers-Danlos sendromudur. Anevrizmaya neden olan diğer bir etken de kan basıncının ani bir biçimde artmasıdır. Bazı bireylerin doğuştan aortları dar olabilir. Aortun normalden dar olmasına aort koarktasyonu denir ve anevrizma riskini artıran etkenlerden biridir. Anevrizmaya neden olan başka bir hastalık , Serebral arteriyovenöz malformasyondur. Serebral arteriyovenöz malformasyon , beyinde atardamarlarla toplardamarlar içinde normalde olmaması gereken anormal bağlantılar oluşmasıdır. Bu anomali de beyindeki kanın akış düzenini büyük ölçüde bozduğundan anevrizma oluşması riskini arttırır.

Beyin anevrizmalarını tespit etmek için en fazla kullanılan 4 yöntem : bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme ( MRI), beyin omurilik sıvısı testi, serebral anjiyogram metotlarıdir. Beyin kanamasının tespitinde genelde ilk kullanılan yöntem bilgisayarlı tomografidir. Bilgisayarlı tomografi testi beynin üç boyutlu görüntülenmesini sağlar. Beyin tomografisi yapılmadan önce hastaveyamardan kan akışını gözlemlemeyi kolaylaştıran ve anevrizmanın varlığını gösterebilen kontrast madde adında bir sıvı enjekte edilir. Bilgisayarlı tomografi neticesinde eğer herhangi bir anevrizma tespit edilmemişse, beyin omurilik sıvısı testi uygulanır. Bu testte, beyin omurilik sıvısı bir iğne ile sırttan çekilerek laboratuvar incelemesi yapılır. Eğer beyindeki anevrizma patlamış veya kanamışsa büyük ihtimalle beyin omurilik sıvısında kırmızı kan hücreleri görülecektir.

Diğer bir yöntem olan MRI ‘da ise manyetik alan ve radyo dalgaları kullanılarak beyin lobları 3 boyutlu görüntülenerek, beyindeki atardamarlar ve toplardamarlar ayrıntılı görüntülenip anevrizma olup olmadığı tespit edilmeye çalışılır. Dördüncü yöntem olan serebral anjiyogram ‘da ise büyük bir artere çoğunlukla kasıktaki artere, ince bir tüp yerleştirilir. Bu tüp bilgisayardan hareketleri sıra sıra izlenerek önce kalbe kalpten de beyindeki damarlara ulaştırılır. Daha sonra tüpün içine damarlara özel kontrast madde enjekte edilerek beyindeki damarların röntgen altında beyindeki bütün damarlar ve arterler çok ayrıntılı incelenerek anevrizmanın yeri, büyüklüğü, şekli tespit edilmeye çalışılır.

Beyin anevrizmasının nasıl tedavi edileceğinde kullanılan birbirinden iki değişik yöntem mevcuttur. Bunlardan birincisinin adı cerrahi klipleme veya cerrahi kırpma olarak bilinir. Bu yöntemde beyin cerrahı önceden tam yeri tespit edilmiş anevrizmanın olduğu yerde kafa kemiğinin bir bölümünü çıkarır ve beyin zarını açarak anevrizmanın olduğu yere ulaşır. Daha sonra cerrah, anevrizmayı besleyen ana damarı bularak kan akışını kesmek için anevrizmanın açıklık yerine metalden bir klips yerleştirir böylece kan akımını durdurur.

İkinci tedavi yönteminin adı enfovasküler sargıdır. Bu yöntemde anjiyograma benzer biçimde kasık atardamarına kateter tüp yerleştirilerek beyinde anevrizmanın olduğu yere ulaşılır. Daha sonra yumuşak bir platin tel kateterden başka bir tel ile itilerek anevrizma damarın iç bölümünden ayrılır. Böylelikle anevrizma atardamardan kapatılmış olur. Bu metotların her ikisi de içinde belirli riskler taşımaktadır çünkü beyin çok hassas bir organdır ve bu yüzden işlem sırasında farklı komplikasyonların oluşma olasılığı her zaman mevcuttur. Bunun için de , hasta için hangi tedavi yönteminin uygulanacağı, uzun ve dikkatli planlamalar sonrasında birkaç farklı doktorun fikirlerini aralarında tartışarak belirlenir böylece hastanın durumu için en güvenli yöntem seçilmeye çalışılır.

Kaynak: medlineplus.gov / stroke.org

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu